Duygu ve düşüncelerimiz sağlığımızı nasıl bozup, düzeltiyor?

Mutsuzluk, yalnızlık, huzursuzluk, sinir, üzüntü, sevgi, huzur, mutluluk ve şükür yalnızca soyut duygu ve düşünce değil; bedenimizi de etkileyen hormonlar ve vücut kimyasallarını da yöneten temel etmenler.

Tehlikeli durumlarda zihin, hayatta kalmak için tüm sistemleri kapatarak, kaç ya da savaş durumuna giriyor. Bu, geçmişte insanların doğada yaşarken kendini koruması için bir sistemdir. Ancak, şimdi vahşi hayvan saldırıları sık karşılaşılan bir durum olmasa da insan kendini sıktığında, bağışıklık sistemi de kendini kapatıyor.

İnsanın travmatik ya da stresli bir durum karşısında kan basıncının yükseldiği, kalp atışlarının arttığı, kaslarının gerildiği ve nefesinin düzensizleştiği görülüyor. Ve bunlar bedene de kayıtlanınca bedensel enerji akışında tıkanıklıklar yaşanıyor.

Çoğu zaman farkında olmadan kendini geren, savunma ve kontrol durumunda tutan kişiler rahat gevşeyemediği için sebebi bulunamayan ağrılar, uykusuzluk çekmekte ve bunu nasıl çözeceğini bilememektedir. Oysa çözüm; zihni ve bedeni esir alan duygu ve düşüncelerden özgürleşmektir.

Uyku sorunları yaşayan bir danışanım, zihnini yoran duygu ve düşüncelerinden arındırdıkça ve meditasyonun da katkılarıyla rahat uyku uyuyabildiğini söyledi.

Bir danışanımın çocukken yaşadığı korku ve bastırdığı duygular, yetişkin bir insan olduğunda bile bedeninde nedensiz ağrılar olarak duyulmayı bekliyordu. Çalışmalarda ağrılarının kendini sıktığı için yaşadığını anlayarak, geçmişin duygularını boşalttıkça ağrıları da geçti.

Geçmeyen ağrılar, çabuk hasta olmak; affedemeyişlerden, kırgınlıklardan kaynaklı olabiliyor. Araştırmalar affedememek, öfke, nefret, üzüntü, suçluluk gibi negatif duygularda uzun süre takılı kalmanın kortizol hormonunu arttırdığını ve bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalıklara daha açık hale geldiğini göstermektedir. Bu da bize affetmenin aslında kendimizi özgürleştirdiğini anlatıyor.

Elbette ki sağlık için; dengeli beslenme, hareket etmek de önemlidir, ancak olumsuz duygu ve düşüncelerde kalmaya devam ediyorsanız yediğiniz sağlıklı besinleri ikinci beyin sayılan bağırsaklarınız gerekli yerlere iletemeyeceğinden duygusal dengesizliklerle birlikte fiziksel rahatsızlıklar da baş göstermeye başlayacaktır. Kilo alamayan bir kişi için; beslenme uzmanıyla birlikte yaptığımız çalışmada kilo kaybının ve bağırsak hareketlerinin kök nedenlerini çözerken regresyonla bu rahatsızlıkların başladığı zamanlara duygusal yolculuk yaptık. Yaşanılan kayıplar, kaygıyla baş edememe, öfkeli çocukluk, yalnızlık, kaybetme korkularını çözdükçe bağırsak hareketliliği normal seviyelere dönmeye başladı.

Tıbbi tedaviyi devam ettirirken hastalığın iyileşme sürecini kolaylaştırmak ve tekerrürünün önlemek için hastalığa sebep olan duygu ve düşüncelerin farkında olmak ve çözmek önemli.

Rahatsızlık yaşadığınız durumda onun başladığı zamanlara ve duygulara gidin. Neler yaşayıp, ne hissetmiştiniz? Hangi duygularınızı içinize attınız? Bastırıldınız mı, hangi korkuları yaşadınız? Geçmişe yönelik suçluluk duygularıyla kendini cezalandırma, geleceğin endişeleriyle adım atamama ve bunların bedensel yansımalarını fark edebiliyor musunuz?

Aslında bedenimiz bize işaret verir, nerede bir sorun varsa genellikle o organda tıkanıklığa neden olan bir duygu vardır. Rahatsızlıklar şifalanmamız için vesilelerdir.

 

Olumlu Duygu ve Düşünceler Bedeni Nasıl Etkiliyor?

Yaşamda mutlu olunan anların yanı sıra zor zamanlar da vardır. İnsan zihni muazzam bir güce sahiptir ve birçok zorluğun üstesinden kolaylıkla gelebilir. Yaşanılanları değiştiremesek de, onların bizim üzerimizdeki etkisini değiştirebiliriz.

Sevgi, huzur, mutluluk ve şükür gibi olumlu duyguların bağışıklık sistemini güçlendiren hormonların salınımında etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Ege Üniversitesi (EÜ) Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar, İnsanın bağışıklık sisteminin güçlü olmasının en iyi yolunun beyinden iyileştirici ve mutluluk verici hormonların salgılanması olduğuna dikkati çekiyor. Her insanda kansere neden olan hücreler ürediğini, ancak bunun kimi insanların vücudunda tutunamadığını, kansere neden olan hücrelerin hüzünlü, stresli, hayata kara gözlüklerle bakan kişilerde çoğalırken, mutlu, beyin gücünü kullanabilen insanlarda yer bulamadığını söyleyerek, kanser dahil her hastalıkta doktor ve ilâç yüzde 20, kişinin hayat isteği ise yüzde 80 etkili olduğunu ifade ediyor.

Genetik alanda yapılan çalışmalar da düşüncelerle Dna’ların işleyişinin değiştiğini göstermektedir. Yani, ailemde kalp, tansiyon, diyabet var, ben de olma potansiyeline sahibim diye düşünmek yerine buna sebep olabilecek duygularınızı şifalandırmayı seçebilirsiniz.

Beynin beta frekansı, insanın kendini savunmaya aldığı bir frekanstır. (Öfke, hırs, kıskançlık, gerginlik durumlarında beta frekansı çok yükselmiş demektir.) Gün içinde alfa frekansında kalmayı başardıkça sistemlerimiz de daha sağlıklı çalışacaktır.  Beyin bu dalgadayken rahatlatıcı kimyasallar salgılar, bedenin kendini iyileştirme özelliği devreye girer. Sakin, olumlu düşüncelerde, rahat olduğumuz bu zamanları, kendinize özgü meditatif çalışmalar yaparak arttırabiliriz.

Kokuların da duygu, düşünce, hafıza, yaratıcılık ve enerjimiz üzerinde büyük etkisi vardır. Beynimizde duygularımızı düzenleyen limbik sistem kokulara duyarlıdır. Ayrıca, her organın her maddenin frekansı olduğu gibi kokuların da belli frekansları vardır. Antik çağlardan bu yana yapılan araştırmalar aromaterapi yağların, olumlu ruh hali ve duygusal değişimlerde etkili olduğunu göstermiştir.

Olumlama ve telkinlerle beyne verilen komutlarla daha iyi hissettiren hormonların salgılandığı görülmüştür. Son yapılan araştırmalar kalbimizin de beyine sinyaller ilettiğini ortaya koymuştur. Korku, üzüntü, acı veren duygular kalbimizin ritmini olumsuz etkilediği gibi sevgi, güven, şefkat gibi duygular kalbimizi rahatlatarak dengeli çalıştırmaktadır.

Araştırmacılar şükür ve minnettarlığın iyimserliği arttırdığı, bunun da kişinin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etki yaptığı sonucuna varmışlardır.

Zihin ve bedenimiz arasındaki bağlantıyı fark ettikçe, duygu ve düşüncelerimizi şifa yolunda kullanabileceğimizi göreceğiz.

Not: Bu yazı teşhis ve tedavi yerine geçmez, tanı için kullanılamaz. Yapılan araştırma ve yaşanılan ve gözlemlenen deneyimlerin paylaşımlarıdır.

#goncakubat

 

Rahatsızlıklara sebep olan duygu ve düşüncelerinden özgürleşmek için sana yönelik yapılabilecek çalışmalar hakkında ücretsiz öngörüşme için başvuru formunu doldurabilirsin.

Adınız, Soyadınız

Telefon Numaranız (Başına 0 koyarak ve boşluk bırakmadan girin)

E-posta Adresiniz

Doğum Yılınız

Yaşadığınız Şehir

Probleminizden kısaca bahsedin

 

İçsel Dönüşüm Terapisti Gonca Kubat sizi problemlerinizden kurtulmaya ve hayatınıza pozitif bir yön vermeye davet ediyor. Gonca Kubat'tan Bireysel Seans alarak tüm sorunlarınızdan hızlıca kurtulmak için buraya tıklayın.

error: Content is protected !!