Kendime Deyişler…

Doğduğumuzdan içinde bulunduğumuz an’a kadar zihnimize birçok telkin gönderilmiştir. Bunları nasıl değiştireceğimizi bilmediğimiz için, bilinçaltımıza doğruymuşçasına kaydedilmiştir. “Onu yapamazsın, bu iş zor, boş ver, idare et, bunun altından kalkamazsın, böyle gelmiş böyle gider…” gibi onlarca yüzlerce söylenenler tıpkı hipnoz gibi etkisi altına alır insanı.

Yıllar sonra bu geçmişte size söylenen deyişler, inanç ve davranış kalıplarınızı etkileyecek, kendini gerçekleştiren kehanet olarak karşınıza çıkacaktır. Geçmişin hipnozunu bozmak bugün bilinçaltı terapilerle mümkündür. Sağ beynin fonksiyonunu kullanarak olumsuz kayıtlar değiştirilir, yerine potansiyelinizi harekete geçirerek daha iyi bir hayat yaşamayı başarabilirsiniz.

Düşüncenin değişimi için ortalama 21 gün gerekirken, bir davranışın kalıcı hale gelmesi için ortalama 40 gün gerekir. Tabi ki, daha hızlı değişim de inanç ve kararlılıkla mümkündür!

 

Bir insan sizi aramıyor yada görüşmüyorsa ona en son neler hissettirmiş olabileceğinizi düşünün.
Belki farkında olmadan hassas bir yerine dokundunuz, arkadaş olduğunuzu düşünerek eleştirdiniz, aramadığı için sitem ettiniz, yetersiz hissettirdiniz… İnsanlar kendilerini iyi hissettiren şeyleri yaparken kötü hissettiren durumlardan kaçarlar.

Genellikle aldatılma durumları bundan kaynaklanır. Eşi tarafından önemsiz, istenmeyen, yetersiz hissettirilen kişi onu daha iyi hissettiren başkalarıyla görüşmeyi seçebilir. Bunu yapmayan da genellikle içine kapanır yada öfkeli tavırlar sergiler.

Arkadaşlar arasında bile benzer durumlar yaşanır. Sürekli arkadaşınızı dertlerinizle negatife çekerseniz, bazen kibarlığından hayır diyemese de ilk fırsatta ortamdan uzaklaşmak isteyecektir. Kendinizden pay biçin, sizi yoran, enerjinizi çeken biriyle görüşmeye istekli olmak ister misiniz?

İnsanlara ne hissettirdiğinizin farkında olun. Enerji bulaşıcıdır, enerjiniz değişince size yapılan davranışlar da değişecektir. Bu fiziktir, evrensel yasadır.

 

Karşına çıkan içine sinmiyorsa bu daha iyisini bulabileceğine dair bir işarettir. Bunu ev ararken fark ettim. Birçok eve baktım, daha iyisi ve bütçeme göre olanı mutlaka vardır dedim, pes etmedim. Evet, çok yoruldum. Karşıma katta dubleks bir ev bile çıktı ama bulunduğu konum biraz rahatsız ediciydi. Ardından hep hayal ettiğim gibi önü açığın da ötesinde deniz gören ferah bir ev çıktı karşıma. Arayışıma devam ederek hayalime kavuşmuştum.

Bu olayı metafor olarak yorumlarsak; işte de, ilişkilerde de karşımıza farklı olasılıklar çıkar. İçinize sinmeyen, rahatsızlık duyduğunuz bir şeye kendinizi mecbur hissetmeyin. Elimde bu var, ne yapayım derseniz, diğer fırsatlara da kendinizi kapatmış olursunuz ve iyi hissettirmeyen şeylerle ömrünüz geçer. Yaşamda birçok olasılık vardır ve seçtiğiniz olasılık deneyiminiz olur. En önemlisi seçtiğinizi sevmeyi bilmek.

Belirli sürelerde tekrarlanan davranışlar bir alışkanlık halini alır. Her bir davranışın alışkanlık haline gelmesi için geçen süre farklıdır. Genellikle 21 günde değişim denilse de bu, davranışın niteliğine göre değişir. Son yapılan araştırmalar bir alışkanlığın kazanılması için ortalama 66 gün olduğunu göstermektedir. Mesela güne su içerek başlama alışkanlığı için 7 gün devamlılık yeterli gelirken, spor yapma alışkanlığı edinmekse 180 gün olabiliyor. Alışkanlıklar kişilere ve içeriğine göre zamanlarda değişir, etkili olan motivasyondur. Tekrarlar, beyinde nöronlar arasındaki bağlantıyı güçlendirir. Başta zayıf olan bağlantı, tıpkı kasların güçlenmesi gibi zamanla güçlenir.
snaat-terapi
Yaşantınızda olumsuzlukları düşünmemeye çalışmak sizi zorlayabilir. Hatta araştırmalara göre bir şeyi düşünmemeniz istendiğinde o şeyi aklınızdan çıkarmak daha da zorlaşır ve tam tersi etki yaratır.
Bunun için yapılması gereken negatiflikleri boşaltıp, yeni açılan yere pozitiflikleri doldurabilmektir. Kirli su olan bir bardağın üstüne temiz su koymanın suyu temizlemediğini bilirsiniz. O nedenle kirli suyu tamamen boşaltmak ve yerine temiz su koymak gerekir.
Zihnimizi arındırmak da bu şekildedir.meditasyon1

 

Değişmek için iki önemli etken var: Yeterli arzu ve inanç.

Eğer değişim yaşayacağınıza inanıyorsanız ancak gereken çalışmaları yapmaya zaman ayırmıyorsanız yeteri  kadar arzuya sahip değilsiniz demektir. Değişmek için çalışmalar yapıyor ancak zihninizde ya yine de olmazsa kuşkuları duyuyorsanız bu seferde yeterli inanca sahip değilsiniz demektir. Ancak yeterli arzu ve inanca sahip olduğunuzda değişim gerçekleşir.

1483025_1678249065749940_2431399092204974019_n

 

Bu dünyada sadece senin yapabileceğin bir şey için bulunuyorsun. Kendini başkalarıyla kıyasladığında, ruhunun o eşsiz ifadesi kaybolur gider.
Kendi mucizevi varlığının, eşsizliğinin keyfini sür. 🙂

IMG_1022

 

Duygularımızın nedeni…

Hayatımızda her şeye bir anlam yükleriz.

Acı çektiğiniz, üzüldüğünüz, öfkeli, kızgın veya kırgın hissettiğiniz anlarda kendinize şunu sorun: “Bu duruma hangi anlamı yüklediğim için bu şekilde hissediyorum?” “Bu yüklediğim anlamı ne şekilde değiştirirsem duygularımı istediğim yönde değiştirebilirim?”

Duygularımızın nedeni ona yüklediğimiz anlamlardır.vazgeçmek

 

Hayatta yapmak zorunda olduğumuz ancak yapmaya pek gönüllü olmadığımız işler vardır.
Kendinize şunu sorun. “Bunu kaçtığım bir şey yerine, hevesle yaptığım bir şey haline nasıl getirebilirim?”
Belki birinden destek alabilirsiniz, belki onu yaparken sevdiğiniz müziği dinlersiniz. Ya da yaratıcılığınızı kullanarak yapış biçiminizi değiştirirsiniz. Ya da o işi bitirdiğinizde kendinize ödüller koyarsınız. Düşünün, yapmanız gereken ancak sevmediğiniz işleri de bakış açınızı biraz değiştirerek veya küçükrötuşlarla daha keyifli bir hale getirmenin yolu mutlaka vardır.TrBGowmbs62w5XPJyYYcuL

 

Evrende her şey birbirine bağlıdır ve hiç kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz.
Karşılaştığımız herkes bize bir şey öğretir, önemli olan dersimizi alarak yolumuza devam edebilmek.
İçsel Dönüşüm Terapisti olarak uyguladığım tekniklerden biri de Ho’oponopono yöntemidir. Bu teknik yaratılanların tek bir kaynaktan doğduğunu anlatır.
Karşıma çıkan kişi benim hangi yanımı iyileştirmem gerekiyor diye soruyorum. Her bir danışan için kendime dönüyor; “Seni seviyorum. Özür dilerim. Beni affet. Teşekkür ederim.” diyerek önce kendimi arındırıyorum.
Bu kelimelerin özüne bakarsak: beni affet diyerek kendimizden af diliyoruz. Zihnimizle barışıyoruz. Seni seviyorum dediğimizde kendimizi sevdiğimizi söylüyoruz. Özür dilerim dediğimizde sorumluluğu üzerimize alarak kendimizle barışıyoruz. Teşekkür ederken zihnimize bize yaşattığı her şey için teşekkür ederek öğrenmemiz gerekeni öğrettiği için teşekkür ediyoruz.
Bu hafta hislerimizden kaçmak yerine dönüp kendimize soralım başıma gelen bu olay bana ne anlatıyor. Sonra kendimizi arındırıp, affedelim, özür dileyerek teşekkür edelim kendimize.
Ve en çok da kendimizi sevelim.
Biz kendimizi ne kadar çok seversek hayatımız da yaydığımız frekansla değişecektir.

10300075_10153122932782801_4821092685000501935_n

 

Sorumluluğu almak

Hayatımızın sorumluluğunu almak tüm yaşamımızı etkileyecek bir zihin durumudur. Başınıza gelen olaylarda bir başkasını suçladığınızda, haklı yada haksız olsun, o kişinin sizin üzerinizde bir gücü olduğunu kabul etmiş olursunuz. Belki sorumluluğu başkasına yıkarak başarısızlığınıza ya da hayatınızdaki kötü giden şeylere bir açıklama bulabilir ve egonuzu rahatlatabilirsiniz. Ancak bunun bedelini duygularınızın ve yaşamınızın kontrolünü başka insanlara devrederek ödersiniz.

Bugün hayatımızın sorumluluğunu alarak bir farkındalık yaratalım. Başkalarını suçlamak yerine bunları hissetmeye ben izin verdim ve bu etkiyi şimdi değiştirebilirim diyerek sorunlara yaklaşın. Geçmişte yaşadıklarınız sizi çok sinirlendirdiyse ve kesinlikle karşı taraf hatalı olsa bile bu kalıbı kullanın. Burada suçu değil sorumluluğu üzerimize alıyoruz ve bu şekilde gücümüzü üstlenerek durumu istediğimiz şekilde değiştiriyoruz. Aradaki farka dikkat ederek bugün hayatımızın sorumluluğunu ve gücü ele almak üzerinde düşünelim.Don_Quixote

Korku insanın hayallerini gerçekleştirmesi yolunda en büyük engeldir. Korkunun nedeni, yaşamda karşılaştıklarımızın üstesinden gelemeyeceğimiz düşüncesinden kaynaklanır. Eğer, başaracağımızı bilirsek korkmayız.

Korkulardan kaçmak geçici bir süre için rahatlık sağlar. Ancak uzun vadede kendinizi güçsüz hissetmeye başlar ve başarabileceklerinizden kendinizi mahrum edersiniz. Tabi ki hayatta mantıklı korkular da olmakta. Korkunun da birçok duygu gibi yaşanması gereken durumlar vardır. Ancak, korkunun sizi uzun süre kontrol altında tutup, yaşam kalitemizi düşürdüğü durumlarda bir kere daha dönüp korktuğunuz şeye bakın.
Bir çok korku insanları bir nevi kafeste yaşamaya mahkum eder.

Yaşadıklarınızın hepsinin verdiği bir ders vardır. O dersi alın ve arkanıza değil önünüze bakın.
ŞÜKRETMEK

Sahip olduklarınızdan daha fazlasını istiyorsanız, önce var olanlar için şükretmek önemlidir. Şükretmek, bolluk ve bereketi arttırmanın anahtarıdır.

Elinizdekilerin değerini bilmemeniz, sahip olacaklarınıza da değer vermeyeceksiniz yönünde bir işarettir. Sahip olmadıklarına üzülmek kıtlık enerjisini yayar ve bu olumsuz ruh haline soktuğu gibi yaşamdaki eksikleri arttırır.

Hayatınızdaki güzelliklere şükrettikçe mutlu olduğunuzu fark ederek bereketin de arttığını görürsünüz. Yükselen pozitif enerji daha iyi şeyleri hayatınıza çeker.

Daha fazlasını istediğiniz her şey için, önce elinizdekilere şükredin. Mutluluğu arttırmak için mutlu olduğunuz şeylere şükredin. Bu açık havada bir yürüyüş için şükretmek olabilir, güzel bir yemeği yediğiniz için şükretmek olabilir, her yudumda keyif aldığınız çay kahve olabilir.

Şükretmediğiniz bir şey elinizden gitse ne hissederdiniz?

Bugün kendimize bir şükür listesi yapalım. Elimizdeki değerlerin farkında varalım.

Viver-é-mergulhar-na-vida-1-1320x742

 

Yaşamda pozitif ve negatif mevcut. Bu farkında olmamız için bir fırsattır. Karşılaştığımız her şeyden, her olaydan bir şey öğreniriz. Mutlak denge diye kesinlik yoktur. Denge noktası, insan için zıt kutuplar arasında gelgitin en az olduğu noktadır. Zaman zaman uçlara gider geliriz, sonuçta insanız ve duygulara sahibiz. Bu duyguları yaşıyor ve onlardan öğreniyoruz. Seçim yapma hakkımızı kullanarak dengeyi sağlayabiliriz. Koşullarımızı her zaman kontrol edemeyiz ama tepkilerimizi seçebiliriz. Dengeyi bulduğumuzda iç huzuru ve gerçek gücümüzü buluruz.tree_and_stars_original_with_original_resolution_by_linux_shines-d7dtehg

 

Başarısızlığın başarının diğer gerekli yarısı olduğunu göremezsek, başarısızlıktan kaçınmaya çalışır ve böyle yaparak başarıdan da kaçınmış oluruz.
asıl aşağısı olmadan yukarısı da olamayacağı gibi başarısızlık olmadan başarı da olamaz. Zihnimizi mükemmel bir dengeyle kullanmayı öğrenerek her şeyi tam olarak kabul etmek; başarısızlığın başarıya götürdüğünü bilerek başarıyı ve başarısızlığı kabul etmek önemlidir.

bisiklet

 

Tekrarlayan duygulardan kurtulmanın en iyi yolu döngüyü kırmaktır.

Geçmiş zihindedir ve onu değiştirdiğinizde enerjiniz değişir ve böylece gelecekte yeni enerjinize uygun olasılıkları kendinize çekebilirsiniz. Geçmişteki kurban bilincinizi bıraktığınızda dönüşüm başlar. Geçmişte değer görmediğinizi düşünebilir, yetersiz hissedebilirsiniz. Bilinçaltınız, her ne hissediyorsanız onu doğru kabul eder. Tıpkı geçmişin olumsuzluklarında çektiğiniz negatif durumlar gibi.
Eğer, geçmişte sevilen, değerli, yeterli olduğunuza dair duyguları güçlendirirseniz enerjiniz buna uymak durumundadır ve ona uygun olay ve kişileri yaşarsınız. Geçmişin ağırlık eden duygularını bıraktığınızda hayatınız değişir.

Hayat o kadar hızlı akıp giderken sen tadını çıkartmaya bak. Çevrenin senin hakkında ne düşündüğüne bakmadan önce kendinin ne hissettiğine bak. Güneşli bir havada, güneşe bak ve gülümse. Güzelliklerin sana gelmesini beklemeden sen onlara git.
Düşünce, duygu ve inançlarımızı aynı şekilde yönlendirdiğimizde oluşan rezonansla istediğimizi yaşamımıza çekebiliriz. İsteğimizin gerçekleşeceğine gerçekten inanmadığımız sürece ne kadar imgelesek de, istediğimizi söylesek de olmaz. Kalbimizin derinliklerinde gerçekleşeceğine inandığımız şeyler gerçekleşir. IMG_1483

error: Content is protected !!