Niçin İstediğimiz Hayatı Yaşayamıyoruz?

İstediğinizi hayatınıza çekmeniz için sadece olumlu düşünmek yeterli olmaz, bilinçaltınızı da temizlemeniz gerekir. Mutlu ilişkiler yaşayan, başarılı, iyi kazanan, değerli hisseden, özgüvenli biri olmak isteyebilirsiniz. Ancak bilinçaltı bu konularda daha önce yaşamış olduğu olumsuz kayıtlarla sizi engelleyebilir. Bilinçaltı için temel çalışma prensibi hayatta kalmaktır. Yaşadığınız olumsuz olaylar istediğiniz adımları atmaktan sizi alıkoyar. Amacı sizi korumak olan bilinçaltınızı yapmak istediğiniz değişime ikna etmedikçe ne kadar istiyorum deyip, olumlamalar yapsanız da o beklediğiniz değişim gerçekleşmez.

Bu durumları örneklerle inceleyelim:

1- İnançlar

İnsanların hayatlarını etkileyen en büyük etkenin inanç olduğunu gördüm. Kişi “ben şansızım” diye inandığında bilinçaltı o kodlamayı alıyor ve ona onu deneyimlettiriyor. Bunu çevrenizde de görmüşsünüzdür, şanslı olduğuna inananlar o şanslı hissettiği deneyimleri yaşıyor, “kadersizim, kader yüzüme hiç gülmedi” diyenler de ona göre olayları yaşamaktalar.

Çalıştığımız bir kız karşısına sevdiği biri çıkmadığından yakınıyordu. Bir seansımızda “seversem terk edilirim” inancını benimsediğini ortaya çıkardık. Çünkü bu kız babasını sevmiş kaybetmiş, kardeşini sevmiş kaybetmiş. Bilinçaltı “kaybetmek istemiyorsan sevme” şeklinde bir kodlamayı almıştı.

İnanç konusuna en iyi örnek bilimsel olarak da kanıtlanan placebo etkisidir. Gerçekte içinde iyileştirici etken bir madde olmadığı halde kişi onun kendisini iyileştireceğine inanırsa faydayı görüyor.

İnançların hayatımıza etkisini yazının ilerleyen bölümlerinde de anlatıyorum.

2- Değersizlik duyguları:

Birçok insan sert eleştirilere, kıyaslamaya maruz kalmıştır. Daha çocukken “komşunun oğlu/kızı şunu çok iyi yapıyor, sen niye yapmıyorsun?” Daha büyüdüğünde arkadaşlar, partner, iş hayatında yöneticiler de bu duyguyu tetikler; “millet neler yapıyor, sen nerelerdesin?” Kıyaslanmalar, eleştiriler; eksiklik, yetersizlik, değersizlik, kıskançlık, başarısızlık duygularını güçlendirir.

Kişi geliyor ve diyor ki “Eşim/sevgilim beni çok değersiz” hissettiriyor. “İş yerinde insanlar bana iyi davranmıyor” diyor. Aslında konu: Kişi hayatına neden onu değersiz hissettirenleri çekiyor ve bu duyguyu yaşıyor? Esasında değerimizi kendimiz belirleriz. Bizde ne varsa karşımızdaki de ona göre davranır. Değersizlik duygusunu değiştirmek için “ben değerliyim” telkinleri yeterli olmaz çoğu zaman.

Değersizlik duygusu; çoğu insanın yaşadığı ve en çok çalıştığımız konu. Bu duyguyu çözümlemek için regresyonla o duygunun temellerinin atıldığı ilk zamanlara gitmek gerekiyor. İstenilmeyen bir çocuk olarak dünyaya gelmiş olabiliyor, anne-babasından beklediği ilgi ve sevgiyi alamayıp bunu karşı cinsten bekleyebiliyor. Çocuklukta yaşamış olduğu deneyimler, çevresinden gördükleri daha sonrasında bu duyguyu tetikleyebiliyor. Terapilerde bu duyguyu çözümlediğimizde, başlangıçta hayatındaki kişilerin kendisine kötü davrandığını söyleyen kişi, sonrasında hayata daha farklı bakarak değerli olduğu deneyimleri yaşadığını söylüyor.

3- Olumsuz konuşmalar

Biz bilinçaltımızda kim olduğumuza inanmışsak o şekilde bir yaşam süreriz. İnsan bazen kendisine çok eleştirel davranabiliyor. “Bunu da beceremedin, zaten neyi doğru yaptın ki… “ gibi çok söylemlerle çok acımasız içsel konuşmalar yapmakta.Kendinizi yargıladığınızda, bilinçaltı zihniniz bunu saldırı olarak algıladığından, strese giriyor, beden gerilmeye başlıyor. Enerji akışı da bundan olumsuz etkilendiği için hastalık ve kazalar ortaya çıkıyor. Beğenmediğiniz bir özelliğinizi düşünün, genelde onunla ilgili sorun yaşarsınız. Kendinizi onaylayıp sevdiğinizde, kaslarınız ve enerji akışınız rahatlar.

Başka birini yargıladığınızda da, bilinçaltınız söylediklerinize kendisine söylenmiş gibi algılıyor ve kaslar sıkışıyor, negatif enerji açığa çıkıyor. Takdir ettiğinizde ise bilinçaltınız ve bedeniniz rahatlıyor.

4- Travmalar

Beklemediğimiz anda meydana gelen, kaygı, endişe, korku gibi negatif duygular oluşturan durumların hepsi birer travmadır.

Diyelim çocukken annemiz biz uyurken komşuya gitti, uyandığımızda evde kimse olmadığını görüp, terk edildiğimiz hissine kapıldık. Zaten “hep bırakıp gideceğim diyordu, bu kez dediğini yaptı” diye düşünüp o an yoğun duygular yaşamış olabiliyor. İlerleyen yaşlarda genelde o kişi “Hayatıma giren kişiler beni hep terk ediyor” diyerek gelebiliyor. Büyük ihtimalle o an unutulmuş oluyor. Bazen bir şaka bile travmaya sebep olabilmektedir.

Terapilerde bilinçaltında saklı kalan duygular çözülünce kişinin hayatı da değişiyor.

 5- Korku ve kaygılar

Korku hayatta kalmamız için yaşanılan doğal bir duygu olmakla beraber yoğun ve sık yaşanması hayat kalitesini etkileyebilmektedir. Başıma bir şey gelir düşüncesi ile bulunduğu ortamdan uzaklaşmak istememe, geleceğe dair kaygılar, yalnızlık, terk edilme, kaybetme, yalnız kalamama gibi durumlar kişinin yaşamını çok fazla etkilemektedir. Genellikle korkular da çocuk yaşlarda oluşmaya başlar.Bir kadın sürekli çocuklarının başına bir şey geleceğinden korkuyordu. Bu korkunun ne zaman oluştuğuna baktığımızda kardeşinin ona “kızın kayboldu” diyerek şaka yaptığını, ama o an yaşadığı yoğun korkunun derinden etkilediğini anlıyoruz. Aslında daha da geçmişinde küçük yaşlarda yaşamış olduğu kayıplar bu duyguyu tetiklemişti. Bastırmış olduğu duygular bir şaka ile yüzeye çıkmıştı. Bilinçaltı şakadan anlamaz.

6- İlişki sorunları:

Birçok kişi ya bir ilişkisi olmadığından yada ilişkisinde mutlu olamadığından şikayet eder. İlişkilerinizde yaşadığınız sorunlar daha önceki ilişkileriniz, aile geçmişinde yaşanan acı verici olaylar ve bilinçaltı kayıtlarınızdan kaynaklanır. Biz küçükken, bedenimiz ve zihnimiz yaşadığı tüm duyguları kaydeden bir cihaz gibidir. Bilinçli zihinle farkında olmasak bile duygular zihnimizin derinlerinde yer aldığı için bu hisler yaşamımızı farkında olmayarak yönlendirmeye devam eder. Arkadaşlarınızla, karşı cins ile ilişkilerinizdeki şikayetlerinizde ailenizle ve ebeveynlerinizin birbiri ile ilgili şikayetlerinin benzer şeyler olduğuna şahit olmuşsunuzdur. “Anneme/babama kızardım onun gibi oldum” diyenlerin sayısı da hiç de azımsanmayacak kadar fazladır. Reddettiğimiz davranışları yaşatan kişileri hayatımıza çekeriz. Sorunu yok saymak çözüm değildir.

Bazen kişi kendisi deneyimlemeden de gördüğü bir durumdan etkilenip onu yaşayabiliyor. Bir filmde tecavüz sahnesi görüp ondan etkilenen bir kadın hayatı boyunca ilişkilerinden zevk duymayıp kendini kapatabiliyor.

İlişkilerde yaşanılan kaybetme, aldatılma, değersizlik, terk edilme gibi birçok korkunun genelde deneyimlendiğini görüyoruz. Yaydığımız korku frekansıyla yaşamak istemediğimiz olayları ve kendimize çekiyoruz. Geçmişte yaşadığımız travmaları da temizlemedikçe yine benzerini yaşamamız yüksek olasılık. Mesela bir kişinin defalarca acı veren aynı durumları yaşaması tesadüf değildir, kendisinde değiştirmesi gereken bir duygu vardır.

7- Özgüven eksikliği:

Kendinizle ilgili bir şeyi yapmak istiyor ama yapamıyorsanız, bilinçaltında onu sabote eden bir kayıt olduğundandır. Yaşadıklarımız duygularıyla birlikte bilinçaltımıza kaydolmuştur. Mesela özgüven eksikliği yaşayan birine “ne var bunda yapabilirsin” demek sorunu gidermez. O sebepten yoğun yaşanılan duygular sadece konuşarak çözülmez. Bilinçaltında olayın duygusu ile ilgili eski bir kayıt vardır. Algıyı değiştirmek için onunla bağlantılı duyguyu çözümlemek ve boşaltmak rahatlatır. Bundan sonra verilen gerekli telkinler bilinçaltı tarafından daha kolay kabul edilir.

Diyelim topluluk önünde konuşma yapmak istiyorsunuz. Ama bir şekilde bunu yapmaktan kaçınıyorsunuz. Bunun da sebebi genellikle küçük yaşlarda başarısız hissedilen durumlardan kaynaklanıyor.

Öğretmen ilkokuldayken danışanımı tahtaya kaldırıyor ve çocuk bu ya, o an için hazırlıksız yakalanıyor ve boğazı düğümleniyor. eveleyip gevelemeye başlıyor. Öğretmen de onunla dalga geçiyor ve arkadaşları da bu duruma gülüyor. Aradan yıllar geçiyor, bu kişi iş sahibi olup çalışmaya başlıyor ama ne zaman bir topluluk önünde konuşmak istese “yok ben çıkmayayım, boğazım düğümleniyor, iyi hissetmiyorum” diyor. Belki yaşanılan bilinçli zihinde unutuldu gitti ama onun bilinçaltı o duyguyu unutmadı. Yaşanılan yoğun duygular bedenimize de kaydolur. Burada kişinin duygusu boğazına kaydolmuş, başka birinde midede kalpte çıkabiliyor.

Bazen de özgüven eksikliği yaşanılan ilişki sorunlarıyla baş gösteriyor. Kişi sevilmek, onay almak için karşısındakinin istediği her şeyi yapıyor. Hayır diyemediği için istemediği, sonradan pişmanlık duyduğu şeyler yapabiliyor.

8- Öfke ve kızgınlıklar

Öfke, en güçlü duygulardan biridir. Kişinin insanlarla ve kendisiyle olan ilişkisinde büyük etkisi vardır. Her öfke saldırgan bir tutum içermeyebilir; kişiyi içten içe de kemirir. Öfke duygusunu çözmek için öncelikle altında yatan duyguya ulaşmak gerekir. Öfke duygusu ile ilgili yaptığımız çalışmalarda altından kontrol duygusu, yalnızlık, korku, üzüntü gibi farklı duygular çıkmaktadır.

Duygular yoğun yaşandığında mantık devre dışı kalır. Çok acı çektiğiniz veya kızdığınız biz anı düşünün. O an mantıklı bir davranış ortaya koymanız güçleşir. Duygu yükü zihninizi bedeninizi esir alır. Kaslarınızı sıkarsınız, nefes alışverişiniz değişir. Ancak, belli oranda duyguyu boşalttığınızda biraz daha berrak düşünmeye başlarsınız. Ondan sonra sorunu bilinçli zihinle çözmeye başlarsınız.

Kişi belki öfkesini bastırmak için çok yemeye yönelebilir. Kilo problemlerinin altındaki sorun çözülmeden klasik diyetler genelde geçici çözüm sağlar. İnsanlar kendilerinde değişiklik yapacaklarsa duygularının kaynağını bilmek çözümü kolaylaştırır.

9- Maddi sıkıntılar

Birçok kişi istediği paraları kazanamadığını yada kazanıyor olsa bile yetmediğinden yakınır. Tüm bunlar para ile ilgili sahip olduğumuz inançlarla ilgilidir. “Para zor kazanılır, kolay harcanır, geldiği gibi gidiyor, hep borç içindeyim, çok param olunca insanlar bana param için gelirse, para kaybetme korkum var, yeteri kadar para kazanamıyorum, çok mal haramsız olmaz, para elinin kiri, parayla saadet olmaz …”

İyi bir geliri olduğu halde parayı ucu ucuna yetiren bir danışanımla bulduğumuz para ile ilgili negatif inanç; “Param olunca insanlar benden para ister” kaydı çıktı. Ortaokulda yurtta kalırken amcasının ona cebindeki harçlığı sorup “O kadar para sana çok, şu kadarını bana ver” diyerek başlayan süreçle bir çok kişiye verdiği ve geri dönmeyen paralar, onun elinde çok para tutmamasına neden oluyordu. Oradaki kaydın duygularını değiştirdiğimizde danışanımın bankada fazla parası birikmeye başladı. Bizi tutan şeyi bularak çözümlemek değişimi sağlar.

10- Fobiler

Fobi bir durum karşısında gereğinden fazla endişe etmektir. Örneğin bir iş adamı uçağa binmekten korktuğunda belki de önemli bağlantılar sağlayabileceği yerlere gidemeyecektir.Kapalı mekan (klostrofobi), açık mekan (agorafobi), yükseklik, asansör, suya girme, bazı hayvanlar, doktor, iğne, deprem, sosyal fobi gibi çok farklı çeşitler vardır.

Sebebini mantıkla açıklayamadığımız davranışların kökeni bilinçaltımızdadır. Bilinçaltımız, çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Fobiler, bilinçaltı çalışmaları ile rahatça çözüme ulaşılabilen konular arasındadır.

11- Alışkanlıklar

Sigara, alkol, çok yeme, aşırı temizlik, telefon bağımlılığı… Zararlı etkileri olan alışkanlıkların değiştirilmek istenildiği söylenir ama bilinçaltı bu durumdan ikincil kazanç sağladığı için kolay kolay bırakmaya yanaşmaz.

Bilinçaltındaki duygular çözüldüğünde onu ikna etmek kolaylaşır. Bilinç ve bilinçaltı uyumlu çalıştığında istediğimiz adımları atmamız kolaylaşır.

12- Suçluluk duygusu

Suçluluk duygusu, kişinin yaptığı yada yapmadığı şeyler pişmanlık duyması, kendisine kızmasıyla oluşur.  Yaptıklarından dolayı kişi kendisinin acı verici deneyimleri hakkettiğini düşünmesi ve yaşamasıyla suçluluk duyguları deneyimlenir. Daha ileri aşamalarda beden de kendini kapatır ve ağır hastalıklar da görülür.

Çoğu kişi hayatında değişiklik yapmak istediğini söyler ama sadece söylemekle kalır. Değişim, herkes için kolay bir süreç değildir. Alışılmış olan güvenli alandan çıkmak istenmez. Bulunulan ortam ruhumuza acı verse de değişim riski göze alınmayabilir. Bu değişimi başlatan bir tetikleyici olur çoğu zaman. Bazen çocuklarımız için, bazen sevdiklerimiz için ve en önemlisi de kendimiz için. Çocukken kurduğumuz hayalleri gerçekleştirme isteği yada artık acılarımızdan özgürleşme arzusu ağır basınca korkularımızla yüzleşmeye ve dönüşüme niyet ederiz. Hayatımız seçimlerimizle şekillenir.

Gonca Kubat “Bakış Değişince Akış da Değişir”.

 

Sizi engelleyen konularda destek almak isterseniz aşağıdaki formu doldurun, daha iyi bir hayat için adım atın.

Adınız, Soyadınız

Telefon Numaranız (Başına 0 koyarak ve boşluk bırakmadan girin)

E-posta Adresiniz

Doğum Yılınız

Yaşadığınız Şehir

Probleminizden kısaca bahsedin

 

 

İçsel Dönüşüm Terapisti Gonca Kubat sizi problemlerinizden kurtulmaya ve hayatınıza pozitif bir yön vermeye davet ediyor. Gonca Kubat'tan Bireysel Seans alarak tüm sorunlarınızdan hızlıca kurtulmak için buraya tıklayın.

error: Content is protected !!