fbpx

İlişkinde yaşadığın sorunlarla, çocukluk travmalarının arasındaki bağlantının farkında mısın?

Hayatında, ilişkilerinde kendini güvende ve ait hissetmeme, kaçınma davranışları, kaygılı bağlanma çocuklukta hissedilen duygularla ilgilidir.

Küçük yaşlarda terk edilme, istenmeden dünyaya gelmiş, yetersizlik, değersizlik hissettiysen o duyguları çözmedikçe ilişkilerinde bunları yaşamaya devam ediyorsun.

Çocuk yaşlarda yaşanılan travmalar sandığımızdan daha fazla hayatımızı etkiler.

Çocukluk Travması Nedir? 

Çocukluk travması, küçük yaşlarda yaşanılan şok etkisi yapan, korkutan, üzen, etki bırakan olay veya duygulardır. Bunlar fiziksel, cinsel veya duygusal istismarlar veya fiziksel ya da duygusal ihmal olabilir. Kişinin korkmuş, çaresiz, dehşete düşmüş hissettiği bir durum, sevilen bir kişinin kaybı, terk edilme, şok etkisi oluşturan herhangi bir olay (kaza, doğal afet, kavga vb.), fiziksel şiddet gibi travmatik olaylar erken yaşlarda yaşandığında; işten, ilişkilere hayatın hemen her alanında etkilerini bırakabilir.

“Çocukluğumda kimse beni anlamadı, sevgiyi hissetmeden büyüdüm” diyorsan duygusal ihmale uğramışsındır. Çocuğa ‘Şu dediğimi yapmazsan seni sevmem demek’ duygusal istismardır.

Küçük yaşlarda yaşanılan tacizler genellikle suçluluk duygusu oluşturur. Çocuk başına gelenlerin kendisinden kaynaklandığını, suçlu olduğunu düşünür.

“Çocukken ailemle ilgili bir sıkıntı yaşamadım, bana el bebek gül bebek bakıldı” diyenlerin de, dış dünyada aynı rahatlığı göremediklerinde travmalarla başa çıkma stratejileri geliştirmemiş olduklarından zorlandıklarını görebilirsin.

Hayatta kalmak için güvendiğimiz insanlar bizi incittiğinde veya orada olmadığında, bu, hayata, ilişkilere bakış açımızı etkileyebilir.
Her insan hayatı farklı şekillerde yorumladığı için yaşanılanların etkisi; kişiye ve yaşa göre değişir. Birine travmatik etki bırakan bir olay bir başkası için travmatik olmayabilir. Travmanın yoğunluğunda, maruz kalınan süre ve ne sıklıkta olduğu gibi birçok faktör de rol oynar.

Erken yaşlarda çocuk, ona bakan kişiden ihtiyaç duyduğu fiziksel bakım, ilgi ve destek görmüşse, yetişkinlik döneminde travmayla ilgili semptomlar yaşama ihtimali de azalıyor. Diğer taraftan; yaşadığı olumsuz olaylarda, bakım veren kişinin ilgisiz olması, gelişme döneminde yeterli desteği verememesi çocuğun travma yaşadığında üstesinden gelmesinde zorluk çekmesine sebep olabiliyor.

Bağlanma Teorisi

Çocukluk ve yetişkinlikteki yakın ilişkilerimizi anlamlandırmak amacıyla geliştirilmiş Bağlanma Teorisi (Bowlby, 1969), psikolojide bilimsel kanıtlar açısından en zengin teoriler arasında görülüyor. Buna göre; erken yaşlarda bakım veren kişiler / ebeveynlerle (anne baba) yaşadığımız deneyimler, yetişkin olduğumuzda çevremizdeki insanlara olan beklentimizi de etkiliyor. Fiziksel, duygusal ihtiyaçların karşılanıp karşılanmadığı veya nasıl karşılandığı yalnızca çocukluk dönemindeki gelişimimizi değil aynı zamanda yetişkinlik döneminde kurduğumuz ilişkilerin niteliğini de etkiler.

Hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğumuz, güvendiğimiz ve bağlandığımız kişilerin ihtiyacımızı gideremediği durumlarda ya da bu kişiler bize zarar verdiğinde ilişki kurmak konusunda kararsız bir deneyim sürecine maruz kalmış oluruz. Kimi bağımlı olurken kimi kaçıngan davranır. Bu yüzden çocukluk çağında yaşadığımız travmalar, yetişkinlik döneminde ilişkilerimizi olumsuz yönde etkileyebiliyor. 

Anneyle doğum öncesi ve sonrası oluşan bağlanma süreci, kişinin tüm hayatı boyunca, yaşamının her alanını (sosyal-ikili ilişkiler, eğitim, iş hayatı, kariyer süreci vb.) etkiler. Anne bebeğin kendisine ve dış dünyaya ilişkin algılarına, tutumlarına, değer yargılarına yön vermektedir. Bebek ihtiyaç duyduğu herhangi bir zamanda annesinin ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini hissettiğinde, kendisini güvende hisseder. Kendini değerli, sevilmeyi hakkeden bir varlık olarak algılar. İhtiyaç duyulan yakınlığın sağlanamadığı durumlarda; kişi kendini güvende hissetmez ve artık dünyayı tehlikeli, beklenmeyen tehditlerle dolu bir yer olarak algılar. İçine kapanıp, yalnızlaşır, terk edilme ve reddedilme kaygıları nedeniyle de sosyal ilişkilerden de kaçınır. Bireyin annesiyle oluşturduğu bağ, büyüdüğünde çevresiyle kurduğu bağa yansır.

Bağlanma Türleri:

Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanmayı benimseyen bireyler ilişkilerinde kendilerini güvende hisseder, yakınlaşma ve bağ kurmada rahattır. Reddedilme, terk edilme, yalnız kalma kaygıları olmadan sağlıklı bağlar kurabilirler. Yalnız olmaktan rahatsızlık duymazlar, duygularını regüle edebilirler. Uzun süreli ilişkilerde iyidirler. Tek eşli, uzun süreli eşlerle yaşanan cinsel deneyimlerden hoşlanırlar. Empatiktirler, karşı tarafı anlamaya çalışırken, kendilerini açmaktan kaçınmazlar. Sosyal ilişkilerinde kendilerini özgüvenli ve rahat hissederler.

Kaygılı/kararsız Bağlanma

Kaygılı/kararsız bağlanma stiline sahip bireyler, partnerlerinden yüksek düzeyde yakınlık, onay ve ilgi bekleme eğilimindedir. Partnerlerini de kendilerine yeterince yakın olmamakla suçlarlar. Sorun yaşadıklarında fazlaca ilgi bekleme ve bu olmayınca öfkeli tepkiler gösterme eğilimindedirler. Onaylanmama ve reddedilmeye karşı fazla tepkisel davranırlar. Romantik ilişkilerinde kıskanç ve güvensizdirler. Partneri uzaktayken endişeli hisseder, onu yakın tutmak için kontrolcü davranır. Terk edilme korkusu yoğundur. Çok fazla duygusal iniş çıkışlar yaşarlar. İlişkilerinde yakın olmayı istemekle birlikte güven duymazlar. Cinsellikten çok sarılıp uyumayı tercih ederler.

Değerlilik duygusu, ilişkide kendilerine nasıl davranıldığına bağlı olarak şekillenir. Kendini iyi hissedebilmek için partnerinden gelecek onay ve ilgiye ihtiyaç duyar.

Kayıp (ölüm, ayrılık ya da boşanma gibi) sonrası yoğun bir acı hissederler. Sosyal ilişkilerde de onaylanmama, reddedilme kaygısı duyarlar. Başarılı olmayı istemekle birlikte, gereken performansı göstermekte güçlük çekerler.

Kaçıngan Bağlanma

Kaçıngan bağlanma stilindeki kişiler, yakınlıktan ve bağ kurmaktan kaçınma eğilimi gösterirler. Partnerlerine karşı katı ve mesafelidirler. İnsanların kendilerine bağlanmış olduğu duygusu gerginlik yaratır. İlişkilerine pek önem verip, yatırım yapmazlar. Duygusal yakınlık içeren ilişkilerden kaçınırlar. Tek gecelik cinsel ilişki yaşama oranları yüksektir. Eşleriyle birlikteyken başkalarını düşlerler. Stres yaşadıklarında yalnız kalmak isterler, eşleri onlara ihtiyaç duyduğunda uzaklaşma eğilimindedirler. Partnerine destek / yakın olma, sosyal zorunluluklar ya da birtakım kazançlar alma amacıyla yapılır. Çocukluk dönemine ait olan üzüntü, acı veren olayları, travmaları ve mutluluk verici olan olayları hatırlamakta güçlük çekerler. Travmalar reddedilmişliği, çaresizliği hatırlattığı, mutluluk veren olaylar da fazlasıyla yakınlığı anımsattığı için bastırılmış ve yok sayılmıştır. Bir kayıp sonrası (ölüm ya da ayrılık gibi) en fazla oranda bedensel semptomlar yaşayan bireylerdir.

Dağınık-Korkulu Bağlanma

Küçükken bakım verenleri tarafından travmatize, ihmal ya da istismar edilmiş kişiler dağınık-korkulu bağlanma geliştirir. Bakım veren kişilere hem muhtaçlık hem korku hissederler. Başkalarına güvenme güçlüğü, reddedilme korkusu yaşar. İlişki kurmakta zorlanırlar çünkü ne kendilerine ne de karşı tarafa güvenebilirler. Dünya onlar için güvensiz bir yerdir. Hem kaçıngan hem kaygılı bağlanma belirtilerini gösterir. Sosyallik ve yakınlık istemektedirler, ancak güvensizlik ve reddedilme deneyimleri ağır basar. Yüksek düzeyde anksiyete hisseder. Sevmek ve sevilmek isterler ancak yakınlaşmaktan korkarlar. Çünkü bakım verenler tarafından incitilmişlerdir.

Hayatınızda, kendinizi, erken yaşlarda hissettiğiniz duygusal döngüleri tekrar ederken ve bilinç dışı bir şekilde yeniden incinebileceğiniz durumlara sokarken bulabilirsiniz. Bu bilinçli bir tercih değildir. Tanıdıklığa duyulan çekim olabileceği gibi benzer duygularla yüzleşerek geçmişi şifalandırmak için iyileşme çabası da olabilir. Çocuk yaşta değiştiremediğimiz durumlara, büyüdüğümüzde kendimizi farkındalıksız bir şekilde tekrar sokarak bunları değiştirmek için adımlar atabiliriz.
Çocukluktaki travmalar, bağlanma ile ilgili sıkıntılar, kopukluklar çözülemez duygular değildir. İnsan kendini tanıdıkça, tepkilerini bilinçdışı vermekten çıkarak dengeli hale getirebilir. Duygularla yüzleştikçe daha sağlıklı ilişkiler ve daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamak da mümkündür.

*Beliz Gonca Kubat

Çocukluk travmalarının sebep olabileceği sağlıksız bağlanma stillerini fark ederek dönüştürmek, sağlıklı dengeli ilişkiler kurmak ve daha kaliteli bir hayat yaşamak için başvuru formunu doldurarak detaylı bilgi alabilirsin.


    Adınız, Soyadınız

    Telefon Numaranız (Başına 0 koyarak ve boşluk bırakmadan girin)

    E-posta Adresiniz

    Doğum Yılınız

    Yaşadığınız Şehir

    Probleminizden kısaca bahsedin

     

    İçsel Dönüşüm Uzmanı Beliz Gonca Kubat sizi problemlerinizden kurtulmaya ve hayatınıza pozitif bir yön vermeye davet ediyor. Beliz Gonca Kubat'tan Bireysel Seans alarak tüm sorunlarınızdan hızlıca kurtulmak için buraya tıklayın.

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    error: Content is protected !!